Yaşam
Merkel'in Suriyeli Mültecilere Kapılarını Açmasının Ardından, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin Caydırıcı Göç Politikalarını Benimsiyor

Pedro Sánchez'in İspanya'sı ise bu yeni konsensüsün dışında kaldı. 22 ülkenin imzaladığı mektup, sınır kontrollerinin artırılmasını ve 'çekim etkisi' yaratacak önlemlerin azaltılmasını talep ederken, İspanya'yı Brüksel'de yalnız bıraktı. Ceuta ve Melilla'da ise Fas'ın kaprislerine karşı aşırı kırılganlık hissi hakim.
Değişimin kökeni 2015'e, Ege Denizi'ne uzanıyor. 2 Eylül'de fotoğrafçı Nilüfer Demir'in Bodrum'da çektiği Aylan Kurdi'nin cansız bedeni, Avrupa'nın göç politikasında dönüm noktası oldu. Savaştan kaçan Kürt ailenin iki yaşındaki oğlunun ölümü, kıtada sığınmacı kabulünü artırdı.
Ancak bu açık kapı politikası kısa sürdü. Balkan rotasındaki kontrolsüz kalabalıklar, Paris ve Brüksel'deki terör saldırıları ve Köln'deki yılbaşı gecesi yaşanan cinsel saldırılar, göç ile güvenlik arasında bağ kurulmasına yol açtı. Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin yükselişi, merkez partileri sertleşmeye itti.
HEC Paris'ten François Gemenne, merkez liderlerin göç konusunda zayıf görünmemek için sınırlarda katılık sergilediğini belirtiyor. Avrupa'nın tek istisnası Ukraynalılar oldu; onlar 'bizden' görüldü. Yeni model ise Merkel'in açık kapı politikası değil, Arnavutluk gibi üçüncü ülkelere deportasyonu öngören caydırıcı yaklaşım.
İspanya ise bir milyondan fazla başvurunun yapıldığı bir düzenleme başlattı. Sánchez'in yalnızlığı, Avrupa'nın kapanması ve İspanya'nın göçmenlere dayalı ekonomik büyümesi arasındaki çelişkiden kaynaklanıyor. Mektuba imza atanlar arasında sadece Meloni değil, İspanya Sosyalist İşçi Partisi ile aynı Avrupa ailesinden olan Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de var.
2015'teki Suriye dalgası İspanya'yı pek etkilememişti; ülke, Almanya, İsveç ve Danimarka'yı sertleştiren şoku hiç yaşamadı. "Wir schaffen das"
Kaynak: El Mundo



