Dünya · Son dakika
ABD siyasetinde İran ve İsrail çatlağı: Dış politika seçimleri nasıl etkileyecek?
- ABD’nin eski Cezayir ve Şam Büyükelçisi Robert Stephen Ford, Amerika'nın kuruluşunun 250. yılında halen devam eden yurt dışı askeri müdahale tartışmalarını ve ABD iç siyasetinde yaşanan ayrımları AA Analiz için kaleme aldı.
- Amerika'nın kuruluşundan bu yana halk arasında her zaman çetin tartışmalar ve derin fikir ayrılıkları yaşanmıştır.
- Kölelik gibi iç meseleler yeni kurulan ülkeyi ikiye bölerken, dış politika ve ABD'nin yurt dışındaki savaşlara ne ölçüde müdahil olması gerektiği konusu da hep bir anlaşmazlık sebebi olmuştur.
- Aradan geçen 250 yılın ardından bugün Amerikalılar, ittifakları koruma ve küresel meselelerde etkin bir rol üstlenme gerekliliği konusunda hemfikirler ancak konu mevcut tüm ittifaklara veya zorunlu olmayan savaşlara geldiğinde hala aynı görüşü paylaşmıyorlar.
İran cephesindeki savaşın giderek derinleşip içinden çıkılmaz bir hal alması ve peşi sıra artan enflasyonla tırmanan faizlerin Amerikan ekonomisini vurması durumunda, Cumhuriyetçileri 2026 Kongre seçimlerinde ağır bir hezimet bekliyor. ABD’nin eski Cezayir ve Şam Büyükelçisi Robert Stephen Ford, Amerika'nın kuruluşunun 250. yılında halen devam eden yurt dışı askeri müdahale tartışmalarını ve ABD iç siyasetinde yaşanan ayrımları AA Analiz için kaleme aldı. Amerika'nın kuruluşundan bu yana halk arasında her zaman çetin tartışmalar ve derin fikir ayrılıkları yaşanmıştır.
Kölelik gibi iç meseleler yeni kurulan ülkeyi ikiye bölerken, dış politika ve ABD'nin yurt dışındaki savaşlara ne ölçüde müdahil olması gerektiği konusu da hep bir anlaşmazlık sebebi olmuştur. Aradan geçen 250 yılın ardından bugün Amerikalılar, ittifakları koruma ve küresel meselelerde etkin bir rol üstlenme gerekliliği konusunda hemfikirler ancak konu mevcut tüm ittifaklara veya zorunlu olmayan savaşlara geldiğinde hala aynı görüşü paylaşmıyorlar. ABD Başkanı Donald Trump, İran operasyonunun tıpkı ocak ayındaki Venezuela müdahalesi gibi bir çırpıda biteceği üzerine kumar oynadı ancak kaybetti.
Savaşın patlak vermesinin üzerinden 4 ay geçerken, Haziran 2026 tarihli bir Ipsos anketi, Amerikalıların yüzde 57'sinin (Cumhuriyetçilerin %29'u da dahil) Trump'ın İran sürecini yönetiş biçimini tasvip etmediğini gözler önüne serdi. Cumhuriyetçilerin çoğu savaşa hala destek verse de Trump'ın bu adımın Amerikan ulusal çıkarlarına nasıl hizmet edeceğini ortaya koyamaması, "Amerika'yı Yeniden Harika Yap" (MAGA) hareketi tabanında "zorunlu olmayan savaşlara" duyulan tepkiyi iyice pekiştirdi. Tucker Carlson, FOX Televizyonu'nun tanınmış yüzü Megyn Kelly ve medya yıldızı Candace Owens gibi MAGA kanaat önderleri, yurt dışındaki askeri müdahalelerden uzak durma sözünden döndüğü için yönetimi topa tuttu.
İlginç bir şekilde bu kesim, dış savaşlara akıtılan kaynakların ekonomi gibi iç meselelere kaydırılması gerektiği konusunda sol eğilimli Demokratlarla aynı çizgide buluşuyor. Bu grup aslında ABD'nin dış politikada çok daha temkinli davranıp iç kalkınmaya odaklandığı 18. yüzyıl sonlarındaki Amerikan duruşuna bir geri dönüşü temsil ediyor. Diğer yandan, 2028'deki başkanlık yarışında MAGA tabanını arkasına almayı hedefleyen ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 17 Haziran'da İran'la varılan mutabakat zaptına ve ateşkes vaadine giden müzakerelerin başına geçmek için Trump'tan icazet aldı.
Trump ve Vance, bir yandan ABD'yi İran savaşından çekmeye ve iç siyasetteki konumlarını sağlamlaştırmaya çalışırken, diğer yandan uzlaşma metnini elinin tersiyle iten İsrail hükümetine ateş püskürdü. 16 Haziran'da Trump, İsrail'in Lübnan'a düzenlediği ve mutabakat sürecini sekteye uğratan operasyonlarını hedef aldı. Vance ise İsrail'i, kendi deyimiyle "dünyadaki son dostu" olan Trump yönetimini kızdırmaması konusunda net bir dille uyardı.
Tel Aviv yönetimine seslenen Vance, Lübnan'da Hizbullah'ın üzerine giderek İran'la pamuk ipliğine bağlı olan ateşkesi bozmamaları gerektiğinin altını çizdi. Her krizde silaha sarıldığı için İsrail'e yüklenen Vance, bitmek bilmeyen çatışmalar yerine günün birinde ABD ile İran'ın işbirliği yapabileceği yepyeni bir vizyonun sinyallerini verdi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio her ne kadar kameralar karşısında İran anlaşmasına siper olsa da açıklamalarının satır araları, Cumhuriyetçi Parti'nin hem bu mutabakat hem de İsrail ekseninde ne kadar derin bir çatlak yaşadığını belgeliyor.
Tahran'daki "reformculara" zeytin dalı uzatan Vance'in tam aksine Rubio, İran rejimini doğrudan "aşırılıkçılar" ve "kaçıklar" diyerek hedefe oturtuyor. Dahası, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarına tek bir söz söylemekten bile imtina ediyor. Trump ve Vance ikilisinin aksine Rubio'ya göre Lübnan'da silahları susturmanın tek yolu, İran'ı tamamen oyun dışı bırakan ayrı bir diplomasi masası kurmaktan geçiyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı