Siyaset
Erdoğan ve Trump: Yakın ilişkiyi şekillendiren dinamikler neler?

- Peki iki liderin son dönemde daha fazla dile getirdiği bu yakınlaşmanın arkasında ne tür dinamikler var?
- Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün.
- Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın 7 Temmuz'da NATO Zirvesi için Ankara'ya giden ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde Türkiye'nin "bazı müttefiklerden daha sadık" olduğunu söyledi.
- Donald Trump ayrıca Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına dönüşünün "kesinlikle değerlendirileceğini" belirtti ve CAATSA yaptırımlarını kaldıracaklarını açıklarken "Dostlarımıza yaptırım uygulamayız" dedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, BBC Türkçe'ye yaptığı yazılı açıklamada Başkan Trump'ın, "bölgede muhteşem bir ortak olan" Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile "harika bir ilişkiye sahip" olduğunu söyledi. Peki iki liderin son dönemde daha fazla dile getirdiği bu yakınlaşmanın arkasında ne tür dinamikler var? Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün.
Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın 7 Temmuz'da NATO Zirvesi için Ankara'ya giden ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde Türkiye'nin "bazı müttefiklerden daha sadık" olduğunu söyledi. Donald Trump ayrıca Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına dönüşünün "kesinlikle değerlendirileceğini" belirtti ve CAATSA yaptırımlarını kaldıracaklarını açıklarken "Dostlarımıza yaptırım uygulamayız" dedi. Trump daha önce de Erdoğan'ın daveti olmasaydı zirveye katılmayacağını açıklamıştı.
Trump'ın Erdoğan'ı " dostu " olarak nitelendirmesi, 2017'de başlayan ilk başkanlık dönemine uzanıyor. Gerçi bu dönemde Pastör Andrew Brunson krizi yaşanmış, ABD Türkiye'ye Rus S-400 füze savunma sistemini satın aldığı için CAATSA yaptırımlarını uygulamaya başlamış ve Ankara'yı F-35 programından çıkarmış, Türkiye'nin Suriye'deki askeri operasyonları da ilişkilerde gerginliğe neden olmuştu. Trump'ın 2025'te başlayan ikinci başkanlık döneminde ise Türkiye-ABD ilişkilerindeki en dikkat çekici gelişme, özellikle liderler diplomasisiyle savunma sanayisi yaptırımlarının aşılması yolunda adımlar atılması.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, BBC Türkçe 'ye yaptığı yazılı açıklamada Başkan Trump'ın "bölgede muhteşem bir ortak olan" ve Ankara'da ABD'yi sıcak şekilde ağırlayan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile "harika bir ilişkiye" sahip olduğunu söyledi. Peki iki liderin son dönemde daha fazla dile getirdiği bu yakınlaşmanın arkasında ne tür dinamikler var? Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve IŞİD ile Mücadele Küresel Koalisyonu Özel Elçisi olan ve daha önce 2008–2010 yıllarında ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan James Jeffrey'e göre Trump'ın Erdoğan'a duyduğu güvenin nedeni, bölgesel konularda Türkiye'nin oynadığı rol.
BBC Türkçe 'nin sorularını yanıtlayan James Jeffrey, "Türkiye; Kafkasya, Suriye, PKK ile ateşkes, Kuzeydoğu Suriye'deki 2019 ateşkesi ve Gazze Barış Girişimi konularında üzerine düşeni yaptı" diyor. Jeffrey ayrıca Türkiye'nin Ukrayna'ya destek verirken Rusya ile ilişki kurmaya da istekli olmasının, Trump'ın görüşlerini yansıttığını ve takdirle karşılandığını söylüyor: "Başkan Trump, Erdoğan'ı, kendi gözünde zayıf olan Batılı Avrupa liderlerine kıyasla güçlü ve kararlı bir lider olarak görüyor." Trump'ın ilk döneminde Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerilimin nedenlerinden biri de, ABD'nin, omurgasını Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) verdiği destekti. Suriye'de Aralık 2024'te 61 yıllık Baas rejiminin son bulması ve Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Rusya'ya kaçmasının ardından yeni bir dönem başladı.
Türkiye, Suriye'nin yeniden yapılanmasında kilit aktörlerden birine dönüştü. Bu noktada Suriye'ye uygulanan yaptırımların kaldırılmasından ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasına kadar verilen birçok mesaj, ABD'nin bölgesel politikalarıyla paralellik gösteriyor. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırılar ve İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarıyla geniş kapsamlı askeri harekatı ile başlayan süreç, İran'ın etkisini azalttı.
Türkiye-İsrail ilişkileri ise bu dönemde daha da kötüye gitti; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu karşılıklı sert açıklamalar yaptı. ABD'deki Stanford Üniversitesi'nden Demokrasi, Kalkınma ve Hukukun Üstünlüğü Merkezi'nde (CDDRL) araştırmacı yazar ve Türkiye Programı Direktör Yardımcısı Ayça Alemdaroğlu ise Suriye, Kürt güçleri, Rusya, S-400 ve F-35 meselesi, NATO içi pozisyonlar, İsrail-Filistin ve bölgesel güvenlik başlıklarında Türkiye ve ABD arasında "ciddi ayrılıklar" olduğunu söylüyor. Alemdaroğlu, "Ama iki tarafın birbirinden beklentileri de var.
ABD, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu, Karadeniz, Suriye, Rusya ve İran dosyalarındaki rolünü önemsiyor" diyor ve ekliyor: "Türkiye ise yaptırımların kaldırılması, savunma sanayii alanında hareket alanı, F-35 meselesinde ilerleme ve Washington'dan siyasi destek ve doğrudan muhataplık bekliyor." Ayça Alemdaroğlu'na göre Trump ve Erdoğan arasında "derin bir uyumdan çok gerilimli ama pazarlığa açık bir ilişki" var. Kaynak, TC CUMHURBAŞKANLIĞI / Dağıtım/Anadolu Agency/ Alemdaroğlu, Trump-Erdoğan ilişkisinin, "büyük ölçüde dosya bazlı al-ver mantığı üzerine kurulu" işlemsel (transactional) liderlik stiline örnek oluşturduğu görüşünde: "Bir konuda taviz, başka bir konuda kazanım; bir dosyada gerilim, başka bir dosyada işbirliği. Stratejik düzeyde de iki ülke arasında tam bir uyum yok." BBC Türkçe 'nin sorularını yanıtlayan ABD merkezli Atlantic Council Atlantic Council bünyesindeki Scowcroft Strateji ve Güvenlik Merkezi'ne bağlı Transatlantik Güvenlik Girişimi'nin Direktörü Dr. Torrey Taussig de bu görüşe katılıyor.
Taussig, "Trump'ın dış politikaya uzun vadeli stratejik hedefler doğrultusunda yaklaştığını düşünmüyorum. Aksine, yaklaşımı daha ziyade al-ver ilişkisine ve anlaşma odaklı bir yapıya dayanıyor. Erdoğan ile olan ilişkisini de bu kategoride değerlendiriyorum" diyor.
James Jeffrey ise Erdoğan ve Trump'ın ilişkisinin "salt işlemsel bir ilişkiden ziyade stratejik bir ilişki" olduğunu belirtiyor. Jeffrey'e göre iki lider de "dış politikalarının merkezinde" gördükleri bu ilişkiyi sürdürmek uğruna "bedel ödemeye" ve politikalarını değiştirmeye istekli. Jeffrey bu noktada örnek olarak, Türkiye'nin İsrail'in Suriye ve Kıbrıs'taki hamleleri karşısında "nispeten temkinli bir tutum sergilemesini", Trump'ın da "ikili ilişkileri koruyup derinleştirmek amacıyla silah satışları konusunda Kongre'yi karşısına almayı göze almasını" gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Mart'ta Ankara'da düzenlenen 17. Geleneksel Büyükelçiler İftar Programı'nda yaptığı konuşmada, 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail/İran savaşına atıfla, "Türkiye'nin dış politikası salt çıkar odaklı değil, aynı zamanda değer odaklıdır.
Tepkiniz
En fazla 3 emoji seçin — yüzdeler okuyucu eğilimini gösterir.
- 10%
- 10%
- 10%
- 10%
- 10%
- 10%
- 10%
- 10%
- 10%
- 10%
Aşağıdaki kaynakların haberlerine dayanır BBC Türkçe
Bu kategoride çok okunanlar
Nijmegen Dört Günlük Yürüyüşlerinin Başlaması • Lübnan cumhurbaşkanı ABD'de

Lübnanlılar, İsrail'in işgal etmediğini söyledikleri 'pilot bölge' köylerine geri dönüyor

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Starmer döneminin yerini alacak yeni hükümeti açıkladı

G. Kore, 1997 mali krizinden bu yana kurtarma fonunun yüzde 73'ünü geri aldı

Kiev ve diğer kentlerde protestolar art arda beşinci gününde de devam ediyor
Hükümet ve iktidar partisi fonu gençliğe ve bölgesel kalkınmaya stratejik olarak yeniden yatırma konusunda anlaştı

Lee emlak piyasasını istikrara kavuşturmak için çeşitli önlemler sözü verdi
