Sağlık
The Guardian Okurları, Gazetenin 28 Temmuz Tarihli “Gürültü Kirliliği: Sesi Kısın” Başyazısına Yanıt Verdi
The Guardian okurları, gazetenin 28 Temmuz tarihli “Gürültü kirliliği: sesi kısın” başyazısına yanıt verdi. Okurlar, gürültü kirliliğinin yalnızca bir rahatsızlık değil, halk sağlığı sorunu olduğu görüşünü desteklerken; göz ardı edilen kaynaklara ve denetim eksikliğine dikkat çekti. Frome, Somerset’ten Mark Ebden, kentlerdeki bariz gürültü kaynaklarından birinin, egzoz ve motorları üreticinin öngördüğünden çok daha gürültülü hale getirilmiş modifiye araçlar olduğunu söyledi.
Bu araçların tüm sıraları uyandırabildiğini, açık alanları olumsuz etkilediğini belirten Ebden, aşırı gürültülü egzozların zaten yasa dışı olmasına rağmen polisin nadiren harekete geçtiğini vurguladı. Ayrıca MOT muayenesinde “aşırı gürültülü” araçların başarısız sayılabileceğini ancak emisyon, fren ve farlarda olduğu gibi objektif desibel ölçümü yapılmadığını ifade etti. Ebden, Birleşik Krallık’ta denenmiş olan ve mikrofonlarla plaka tanımayı birleştiren yol kenarı gürültü kameralarının yaygınlaştırılmasını önerdi.
Liverpool’dan Deana Heath, otizmli olduğunu ve misofoni (aşırı ses hassasiyeti) yaşadığını belirterek, Kovid-19 pandemisinden bu yana gürültü kirliliğinin katlanarak arttığını söyledi. Yaprak üfleyiciler, otomatik el kurutma makineleri, toplu taşımada telefon görüşmeleri ve anonsların yaşamı zorlaştırdığını dile getirdi. Heath, gürültünün yaban hayatını da ciddi şekilde etkilediğini ekledi.
Cheltenham’dan müzisyen ve besteci Edward Collier, asıl rahatsızlığının istenmeyen müzik olduğunu söyledi. “Beynim başkalarının ‘arka plan müziği’ dediği şeye izin vermiyor; benim için hepsi ön planda” diyen Collier, bir günlük uluslararası kriket maçlarında altı vuruşu veya kaleyi selamlamak için çalınan müzik jingle’ları yüzünden artık bu maçlara gitmediğini belirtti. Restoranlarda da benzer sorunlar yaşadığını, garsonların müziği kısma şansı olmadığını çünkü sistemin başka yerden kontrol edildiğini anlattı.
Wrexham’dan Sue Zlosnik, mağazalardaki yüksek müziğin kendisini rahatsız ettiğini, Galler’e taşındıktan sonra “şarkılar ülkesi”nde bir gurme markette bile burun tırmalayıcı seslere maruz kaldığını yazdı. Eynsham’dan Chloë Thompson ise çalılar, ağaçlar ve çitlerin en iyi ses bariyerleri olduğunu, rüzgar kıran ve hava filtresi işlevi gördüğünü, sıcaklık düzenleyici ve ruh sağlığına iyi geldiğini belirterek kentsel ortamlarda elzem görülmesi gerektiğini savundu.
Kaynak: Guardian Society Health

