Çevre
Monthly Reviewden AB Dde Ekofaşizm Analizi Monthly Review Dergisinin Haziran 2026 Sayısında Yayımlanan Analizde, ABD’de Çevre Krizinin Aşırı

Monthly Reviewden AB Dde ekofaşizm analizi Monthly Review dergisinin Haziran 2026 sayısında yayımlanan analizde, ABD’de çevre krizinin aşırı sağ siyasetle nasıl iç içe geçtiği ele alındı.
Haber Özeti
- Brett Clark ve John Bellamy Foster imzalı yazıda, kapitalizmin derinleşen ekolojik krizinin otoriter siyasetle birleşerek “ekofaşizm” ürettiği savunuldu.
- Analizde, Donald Trump döneminde izlenen çevre ve göç politikalarının aynı siyasal hattın parçaları olduğu belirtildi.
- ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, fosil yakıt üretiminin teşvik edilmesi, çevre koruma düzenlemelerinin zayıflatılması ve iklim bilimini reddeden isimlerin devlet kurumlarında etkili hâle gelmesi, ekofaşizm tartışmasının temel başlıkları arasında gösterildi.
- Clark ve Foster, ekofaşizmi çevre krizini çözmek yerine doğayı sermaye adına daha yoğun biçimde sömüren otoriter bir siyaset biçimi olarak değerlendirdi.
Brett Clark ve John Bellamy Foster imzalı yazıda, kapitalizmin derinleşen ekolojik krizinin otoriter siyasetle birleşerek “ekofaşizm” ürettiği savunuldu. Analizde, Donald Trump döneminde izlenen çevre ve göç politikalarının aynı siyasal hattın parçaları olduğu belirtildi. ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, fosil yakıt üretiminin teşvik edilmesi, çevre koruma düzenlemelerinin zayıflatılması ve iklim bilimini reddeden isimlerin devlet kurumlarında etkili hâle gelmesi, ekofaşizm tartışmasının temel başlıkları arasında gösterildi.
Clark ve Foster, ekofaşizmi çevre krizini çözmek yerine doğayı sermaye adına daha yoğun biçimde sömüren otoriter bir siyaset biçimi olarak değerlendirdi. Analizde, çevre krizinin bilimsel yöntemlerle ele alınması yerine inkâr, baskı, savaş ve kaynak hâkimiyeti üzerinden yönetilmeye çalışıldığı ifade edildi. Yazıda Macar Marksist filozof Georg Lukács’ın “Aklın Yıkımı” eserine de atıf yapıldı.
Foster ve Clark, Lukács’ın kapitalizmin kriz dönemlerinde irrasyonalizmin egemen sınıfların ideolojik silahına dönüştüğü yönündeki çözümlemesinin bugün yeniden güncellik kazandığını belirtti. Analizde, ABD’de bilim karşıtlığı, komplo teorileri, aşırı milliyetçilik, ırkçılık ve otoriterliğin iklim krizinin inkârıyla birleştiği savunuldu. Yazarlara göre ekolojik felaketler bilimsel çözümlerle aşılmak yerine, yeni savaşların ve baskıcı politikaların gerekçesine dönüştürülüyor.
Monthly Review’deki yazıda, ekolojik krizin yalnızca karbon salımıyla açıklanamayacağı vurgulandı. ABD’nin Çin’i çevreleme stratejisi, enerji kaynakları üzerindeki rekabet, İran ve Venezuela’ya yönelik politikalar, askerî müdahaleler ve fosil yakıt yatırımları aynı bütünün parçaları olarak değerlendirildi. Analizde, yapay zekâ veri merkezlerinin hızla artan enerji ve su tüketimi de ekolojik kriz başlıkları arasında yer aldı.
Yazarlar, teknolojik gelişmelerin sermaye birikimi mantığı içinde yürütüldüğünde çevresel yıkımı derinleştirebileceğine dikkat çekti. Clark ve Foster’a göre geç emperyalizm döneminde tekelci kapital, büyümesini sürdürebilmek için yaşamın temel koşullarını tahrip ediyor. İklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve doğal kaynakların denetimi, kapitalist üretim modelinden bağımsız düşünülemeyecek başlıklar olarak ele alınıyor.
Analizde, insanlığın önünde iki temel seçenek bulunduğu ifade edildi. Buna göre mevcut düzen ekolojik yıkımı derinleştirirken, buna karşı doğayla uyumlu ve toplumsal ihtiyaçları önceleyen yeni bir üretim modelinin inşa edilmesi gerektiği savunuldu.
Kaynak: mansethaber.com






